• İstanbul 13° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • İMSAK'A 06:34

  • HABER GÖNDER

  • SİTE YAZARLARI
  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ
X

1 Mart 1926 ’da TBMM ’de idam tartışması

author

HÜSEYİN AYGÜN

[email protected]

2020.09.15 04:00

TBMM, 1926 senesi, II. devre, 1 Mart Pazartesi günü, İzmir yangını kanunundan, dokuz zatın İstiklal Madalyası şeridinin kırmızıya tahviline dair tezkerelere dek bir takım işleri karşılaşmak için toplanmıştır. Fakat o gün Suç Oluşturan Kanunu layihası da görüşülecek başlıklar arasındadır. Meclis, daha iki hafta evvel Uygar Kanun ’u kabul etmiştir.

İlk sözü bölge Adliye Vekili Mahmut Esat Bey, “cinayet kanunumuz fazla serttir”; Adliye Encümeni Yusuf Kemal Bey ise, “kıskanç bir inkılabın kanununu yapmakta olduklarını” söylemiştir.

Bu ikiliden sonra, Dersim Mebusu Feridun Fikri bey laf almıştır. O, “İtalya gibi cürmün adedinin son dereceyi bulduğu bir memleketin ceza kanununda idamın ref edildiğini” hatırlatarak, “idamın heyeti içtimayiyeye hiçbir avantaj tedarik etmediği” görüşünü savunmuştur.

Düşünsel, “garbın en esaslı hukukçusu Garo”dan alıntılara başvurarak, 1874 tarihli İsviçre Cumhuriyet Kanunu ’nun 65. maddesiyle idam cezasının ilgasını, Romanya ’nın bu cezayı 1864 ’te, Portekiz ’in 1866 ’da, Felemenk ’in 1870 ’de ilga ettiğini dile getirmiş, Belçika ’da hukuken ilga edilmese bile sahiden kullanım edilmediğini, Fransa ’da ceraimi adliyede idam mevcut olsa da ceraimi siyasiyede 1848 ’den beri mülga olduğunu anlatarak, “binaenaleyh idam cezasınının cinayet kanunundan refini” önerge etmiştir.

Feridun Fikri Bey konuşması sonrası, idam cezasını aranjör TCK m. 125 ve 146 ’daki meşhur suçların (“vatan aleyhinde cürümler” ve “devlet kuvvetleri alyhinde cürümler”) cezalarının müebbet hapis şeklinde düzeltilmesi yönünde meclis başkanlığına bir takrir vermiştir (takriri daha geniştir). 1 Mart 1926 günü, TBMM ’de İtalya ’dan alınan Türk Suç Oluşturan Kanunu görüşmelerinde söz alan ve idama karşısında meydana çıkan tek birey, Dersim Mebusu Feridun Fikri ’dir.

Mahmut Esat Bozkurt ve Yusuf Kemal Beylerin Feridun Fikri Bey ’e cevap vermeleri ve gerçekleşen kafi müzakerelerin ardından reis, “kanunda geçen idam cezalarının ilgası ve layihadaki bütün idam cezalarının müebbet ağır hapis olarak değiştirilmesi” şeklindeki Feridun Fikri ’ye ait teklifi aydın; teklif reddedilmiş ve suç oluşturan kanunu Meclis ’cilt geçmiştir (T.B.M.M Zabıt Cersidesi, Devre II, İçtima III, Deri 23, s. 4-19).

İdam cezası, bütün üç çeyrek asır Türkiye ’nin -ve ola ki de dünyanın- başına bela olmuştur. Bu çağdışı canice ama, 3 Mayıs 2002 ’de Avrupa Konseyi devletlerin kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ’ne ek “Ölüm Cezasının Her Durumda Kaldırılması”na dair 13 Numaralı Protokol ’ün imzalanması ve kabulüyle tarihe intikal etmiştir.

Feridun Fikri Bey, idama karşı çıktığında hemen şimdi ne İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, ne de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi vardı. O, büyük bir öngörü ve modern bir yaklaşımla böyle bir cinayet olamayacağını yüz sene önce görmüş, “tek başına kalsa” da fikrini TBMM ’de savunmuştu.

Yarı hiçbir gelişme yaşanmamış -1984 ’cilt itibaren idam sahiden uygulanmadı-, Türkiye 2000 ’lerin başında 13 nolu protokolü imzalamamış gibi, AKP ’liler, “halkımız isterse…” diyerek, “İstanbul Sözleşmesi ’nden çıkmaktan”, “idamı geri getirmeye” dek birçok karşısında devrimci düşünceyi savunuyor.

Fakat Türkiye, Feridun Fikri ’yi oldukça erkenden tanımış ve çağdaşlaşma yolunu yüzyıldan da uzun zamandır kat etmektedir.

0 0 0 0 0 0

Sıradaki haber:

Salgın baskısı aşağıda eğitime kaliteli bir dönüş için

Hızlı Yorum Yap

0 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
520.167

VAKA

418.331

İYİLEŞME

14.316

ÖLÜM

101.836

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
65.132.317

VAKA

41.862.236

İYİLEŞME

1.504.443

ÖLÜM

23.270.081

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

NEWS'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

NEWS'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.