Koronavirüste alarm zilleri: Kritik oran Avrupa ’da düşüyor, Türkiye ’de yükseliyor

Koronavirüste alarm zilleri: Kritik oran Avrupa ’da düşüyor, Türkiye ’de yükseliyor

Read Time:4 Minute, 56 Second

Açıklanan devlete ait verilere göre, Türkiye ’de koronavirüs kaynaklı toplam vefat sayısının toplam vakaya oranı yüzde 2.4 iken, bu oran son 10 günde yüzde 3.4 ’e yükseldi. Toplam oranda Türkiye ’den ‘başarısız ’ görünen Avrupa ülkelerinde ise bütün tersi bir gidişat var. Son 10 gün baz alındığında Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve İspanya ’da bu oran Türkiye ’den hayli düşük. Doç. Dr. Bağcı, “Ya Ağustos ortalarından itibaren jurnal olgu sayılarımız 10 binler düzeyinde veya kritik hasta değerlendirmemiz ve ön tedavi yaklaşımımız eksik” diyor.

Koronavirüste alarm zilleri: Kritik oran Avrupa ’da düşüyor, Türkiye ’de yükseliyor

Berkant GÜLTEKİN

Türkiye, koronavirüs salgınında epeyce kritik bir dönemin içinden geçiyor. Yaz aylarında hükümetin ekonomiyi yenilenmek adına önlemleri gevşetmesi ve buna alt olarak toplumda kısmi bir rahatlama şehvetli yaratması sebebiyle son dönemde vaka ve ölüm sayılarında yukarı yönü olan bir seyir gözleniyor.

Afiyet Bakanlığı göre açıklanan resmi verilere göre, Türkiye ’de bugüne değin 294 bin 620 koronavirüs vakası tespit edilirken, koronavirüs kaynaklı ölümlerin sayısı ise 7 bin 186 ’yı buldu. Güvenilir olduğundan kesin olmama duyulan bu veriler baz alındığında, ülkede toplam ölümlerin toplam vakaya oranı yüzde 2.4 olarak hesaplanıyor.

Türkiye ’nin yüzde 2.4 ’lük oranla, toplam veride Avrupa ’nın önde gelen ülkelerini geride bıraktığı görülüyor. Toplam ölümün toplam vakaya oranı bu ülkelerde şu şekilde: Almanya yüzde 3.5 (264 bin olgu, 9 bin 445 vefat), İspanya yüzde 4.9 (603 bin 167 vaka, 30 bin 4 vefat), İtalya yüzde 12.2 (289 bin 990 olgu, 35 bin 633 ölüm), Fransa yüzde 7.8 (395 bin 104 olgu, 30 bin 999 vefat), İngiltere yüzde 11.1 (374 bin 228 olgu, 41 bin 664 ölüm). Dünya genelinde ise bu oran yüzde 4,3 düzeyinde (939,192 vaka, 21 milyon 544 bin 716 vaka).

TEHLİKELİ ORAN DEĞİŞİMİ

Ama mercek 6 Eylül-15 Eylül arasındaki son 10 güne daraltıldığında, işler Türkiye ’nin aleyhine dönüyor ve tehlikenin boyutu gözler önüne seriliyor. Son 10 günde devlete ait verilere göre 16 bin 392 vakanın saptama edildiği, 568 de ölümün gerçekleştiği Türkiye ’de, ölümlerin vakaya oranı yüzde 3.4 ’e yükseliyor. Toplam veride Türkiye ’nin peşinde kaldığı görülen Avrupa ülkelerinde ise bu oran düşüş seyri izliyor.

Son 10 gündeki veriler başlıca alındığında, Almanya, İngiltere ve Fransa ’da ölümlerin vakaya oranı yüzde 0,3 ’e kadar düşüyor. Son 10 günde Almanya ’da 11 bin 865 vakaya karşılık 44 ölüm, İngiltere ’de 30 bin 64 vakaya karşılık 115 ölüm, Fransa ’da ise 77 bin 398 vakaya karşılık 301 vefat rapor edildi. İtalya ’nın toplamda yüzde 12.2 olan oranı bu periyotta yüzde 0.7 ’ye (13 bin 617 vakaya karşılık 99 ölüm), İspanya ’nınki de yüzde 1,4 ’e (34 bin 59 vakaya karşılık 483 ölüm) geriliyor. Yani Türkiye, son 10 gündeki yüzde 3.4 ’lük oranıyla, resmi kayıtlara göre toplam veride geride bıraktığı Avrupa ülkelerinin hayli uzağında konumlanıyor.

‘YA VAKALAR HATALI VEYA TEDAVİ YETERSİZ ’

Söz konusu değişime ve genel tabloya dair görüşlerine başvurduğumuz Doç. Dr. Soyhan Bağcı, bu durumun iki şekilde açıklanabileceğini savunuyor.

Çalışmalarını Almanya ’daki Bonn Rheinische Friedrich-Wilhelms Üniversitesi ’nde sürdüren; Yenidoğan ve Çocuk Yoğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kronobiyoloji (Sirkadiyen ritim) araştırmacısı olan Doç. Dr. Bağcı, Türkiye ’nin ihtiyar nüfusunun İspanya, Fransa ve Almanya ’ya kadar daha düşük olduğunu hatırlatarak bu iki ihtimali şöyle açıklıyor:

koronaviruste-alarm-zilleri-kritik-oran-avrupa-da-dusuyor-turkiye-de-yukseliyor-781442-1.

“Birinci olanak, ki açıklanmayan epidemiyolojik dağılımlardan dolayı yalnızca spekülatif açıklama yapabilirim, vefat vakalarının İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde ‘0 ’ olduğunu farz edip, doğuda yoğun bakım hizmetlerinin tatmin edici olmadığı hastanelerde ölüm sayılarının yüksek olduğunu bahis edebiliriz. Oysa buna duyarlı herkes itiraz edecektir.

O süre duruma daha gerçekçi görmek gerek. Ya Ağustos ortalarından itibaren günlük vaka sayılarımız 10 binler düzeyinde ya da kritik hasta değerlendirmemiz ve ön tedavi yaklaşımımız eksik. Yani erken doğru değer biçme ile hastalarda ağır nefes darlığı gerçekleşmeden hastaların yoğun bakımlarında izlenmesi hemen şimdi istenen düzeyde değil.”

‘TÜRKİYE İKİNCİ BİR ARTIŞA HAZIR DEĞİL ’

Türkiye ’de, toplam vaka sayısı ne olursa olsun, esas merkezler hariç şu anki yoğun bakımların ikinci bir artışa hazır olmadığını düşündüğünü kaydeden Bağcı, sürecin yöneticilik şekline karşın, “Haziran ayından itibaren vaka sayıları düşükken, tüm ülkedeki yoğun bakımlar, en küçüğünden en büyüğüne, Yoğun Bakım Derneği ’nin kontrolünde ikinci bir vaka artışına hem donanım keza personel sayısı ayrıca de personelin yoğun eğitim süreçleriyle hazırlanmalıydı” eleştirisini yöneltiyor.

‘KLASİK YOĞUN BAKIM BİLGİSİ YETMEZ ’

Doç. Dr. Bağcı, Covid-19 ve bir takım virüslere ast zatürre tedavisinin klasik yoğun bakım yaklaşımının ötesinde bir bilgi birikimi ve deneyim gerektiğinin altını çizerek, Almanya ’da sürecin nasıl yürütüldüğünü şöyle aktarıyor:

“Almanya’da Kuzey Ren-Vestfalya bölgesinde, bütün bu cins kritik çocuk hastalar, Covid-19 dışındaki virüslere bağlı zatürreler de dahil, durumu ağırlaşınca bizim merkeze yönlendirilir. Gönderilemeyen vakaların respiratörde (bir sür solunum aleti) tedavisi için bizden data alınır. Ne yazık ama ülkemizde disiplinler arası bir organizasyon yerine, öncelikli olarak bürokratlar, virologlar, enfeksiyon hastalıkları ve halk sağlığı uzmanları üzerinden bir organizasyona gidildi. Virüs salgınıyla mücadelede bu dürüst bir teşebbüs gibi görünse de, ağır vakaların tedavisinde başarılı olmak için aslında çabuk yoğun bakım uzmanları ve personeli üzerinden bir organizasyon gerektiği atlandı. ‘Yapıldı ’ denilenlerin yetkisiz olduğunu vefat sayıları doğrulama ediyor zaten.”

‘ASIL TEHLİKE ŞU AN BAŞLIYOR ’

Bunlarla birlikte ‘esas tehlikenin şu an başladığını ’ vurgulayan Bağcı, Türk Tabipleri Birliği ile Sağlık Durumu Bakanlığı ’nın aleyhinde karşıya geldiğini ve hekimlerin organizasyon eksikliğinin haberdar olduğunu söyledi. Bağcı, sözlerini şu tespitlerle sonlandırdı:

“Covid-19 virüsü ülkemizin sıhhat sisteminde laf sahibi olanlar ve Covid-19 salgınına karşı beraber hareket etmesi gerekenler arasındaki bağları da yıkım etti maalesef. Bu yüzden, bu kış dönemi halkımız için diğer Avrupa ülkelerinden çok daha belirsiz ve ağır geçecektir. Mesela şöyle bir soru sormak gerekir: Türkiye’de il ve ilçe sağlık durumu müdürlerinin kaç adam başına pratisyen hekim, kaç tanesi uzman? İl sıhhat müdürlerinin kaç adam başına, salgınla mücadelede doğru kararı alacak, altındaki personele güven verecek tecrübeye ve data birikime sahip? Almanya’da yoğun bakım yatak sayısı ve vaka dağılımı birincil haftadan beri yoğun bakım derneğinin kendi portalı üzerinden yoklama ediliyor. Nerde kaç ağır hasta var, kaç yatak manâsız görülebiliyor. Ve tüm ülkedeki yoğun bakımcılar ayrıcalıksız ve ego olmadan beraber hareket ediyor. Şu an ulaşılan başarının en kayda değer nedeni bu.”

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleppy
Sleppy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %